Adaletli Bir İnsan Olmak İçin Neler Yapmalıdır?
Bugün Kayseri’nin soğuk sabahında, elimde kahvemle penceremin önünde, dışarıdaki kar manzarasını izlerken, birden aklıma takılan bir soru vardı: “Adaletli bir insan olmak için ne yapmalı?” Bu soru, hayatımda birçok kez karşılaştığım, hem içsel hem de dışsal olarak beni etkileyen bir soru olmuştu. O an, bir olayı hatırladım. O gün, hayatımda adaletin ne demek olduğunu anlamamı sağlayan, belki de beni ben yapan bir deneyim yaşadım.
O Günün Sabahı
Bir hafta sonu sabahıydı. O zamanlar üniversiteye yeni başlamıştım. Gergin, heyecanlı ama aynı zamanda kararsızdım. Bir grup arkadaşla birlikte kahvaltıya gitmek için bir kafeye gidecektik. Ancak kafeye ulaşmak biraz zorlayıcıydı çünkü yolda oldukça kalabalıktı. Arkadaşlarımın büyük çoğunluğu sabahın erken saatlerinde gelmişti, fakat ben geç kalmıştım. Kahve siparişimi verirken, birinin sesini duyduğumda kafede biraz daha dikkatli dinlemeye başladım.
Kafedeki kalabalık arasında bir adamın, garsona bağırarak, siparişiyle ilgili tartıştığını fark ettim. Adam, garsona o kadar yüksek sesle bağırıyordu ki herkes çevresine döndü. Ama garson, adamın sinirli çıkışına rağmen sakin kalmaya çalışıyordu. O an içimden bir şeyler yükseldi. Kafede bu kadar çok insan varken, birinin birine böylesine adaletsiz davranması bana çok dokundu. Bütün vücudum gerildi ve gözlerim adamın her hareketini izlemeye başladı. İçimden bu adaletsizliğe müdahale etmek, bir şekilde bu durumu dengelemek istedim. O kadar üzülmüştüm ki!
Adaletli Olma Mücadelesi
Adam bir yandan bağırmaya devam ederken, garsonun gözleri düşmüştü. Hiçbir şey demedi, sadece sesini çıkarmadan her şeye katlanıyordu. O an, içimdeki adalet duygusu bir anda patladı. “Neden müdahale etmiyorum?” dedim kendi kendime. Hızla kalkıp, o adama yaklaşmak istedim. Ama bir şey beni durdurdu. O an fark ettim ki, sadece adaletsizliğe karşı durmakla adaletli olunmaz. Adaletli olmak için, en doğru şekilde hareket etmek gerekir. Bu, sadece hakkaniyetli olmak değil, doğruyu ve yanlışı ayırt etmek, doğruyu söylemek ve bazen susarak doğruyu yapmak anlamına gelir.
Bir anlık öfke ya da duygusal bir tepkiyle hareket etmek, belki de adaleti sağlamak yerine daha fazla karmaşa yaratabilirdi. Kafede, insanların gözlerinin içine bakarken, bir yandan da sabırla bu durumu gözlemledim. Ne kadar adaletli olmaya çalışsam da, bunu bazen kelimelerle değil, duruşumla da yapmam gerektiğini fark ettim.
Bazen Adalet, Susmaktır
O an durdum. Adamın bağırışlarını, garsonun sessizliğini dinledim. Bir an düşünerek, adamın ne hissettiğini anlamaya çalıştım. Neden bu kadar öfkeliydi? Belki bir derdi vardı, belki de sabahın erken saatlerinde, üzerine yansıyan bir stres vardı. Adaletli bir insan olmak için, sadece “doğru”yu savunmak değil, bazen karşıdaki kişinin ruh halini de anlayabilmek gerekir. Ben de o an, adaletin sadece bağırıp çağırmakla sağlanamayacağını fark ettim.
Hafifçe adama yaklaşarak, sakin bir şekilde “Bunun çözüm yolu bağırmak değil, konuşmaktır” dedim. Sesim oldukça nazikti. O an adam bana bakıp birkaç saniye durdu, sonra gözlerini bana dikip “Sen kimsin?” dedi. Yine de sakin kaldım, garsona dönüp özür diledim. Arkadaşlarımın gözleri de hep üzerimdeydi. Ne kadar sinirliydim, ne kadar heyecanlıydım, bilemiyorum ama o an karar vermiştim.
Kendi kendime “Bazen adalet, susmaktır; bazen adalet, ne söyleyeceğini bilip, doğru zamanın gelmesini beklemektir,” dedim. O gün bir şey öğrendim. Adaletli olmak, bazen sadece susmak ve doğru zamanı beklemekle ilgilidir.
Adaletli Bir İnsan Olmak İçin Neler Yapmalıdır?
O gün bana gösterdi ki, adaletli bir insan olmak, başkalarına adaletli davranmakla başlar. Ama bazen de, sessiz kalarak, sabırla ve saygıyla doğruyu yaparak bunu göstermek gerekir. Adaletli bir insan olmak için, karşındaki kişinin ruh halini anlamaya çalışmalı, bazen ona söz hakkı tanımalı, bazen de kendi hislerini bastırarak doğru adımı atmalısın.
Adalet, her zaman basit bir denklem gibi gözükse de, çoğu zaman duygularımızla çelişen bir şeydir. Duygusal bir tepki gösterdiğimizde, bazen adalet duygusundan uzaklaşabiliriz. Ama doğruyu, sabırla ve sakinlikle savunduğunda, o anki haklılık duygusunun ötesine geçebilirsin.
Adaletli olmak, sadece başkalarına karşı değil, kendimize karşı da dürüst olmaktır. Bazen insan kendini haklı görmek ister ama doğruyu yapmak, karşındakini dinlemek ve bazen de ona hak vermek gerekir. O sabah, Kayseri’nin karla kaplı sokaklarında yürürken, içimde o kadar huzurlu ve dengede hissettim ki, bir anlamda o gün benim için bir dönüm noktasıydı.
Adaletli bir insan olmak, kalbinin doğruyu hissetmesi, doğruyu söylemesi ve aynı zamanda sabırlı olabilmesidir.