Giriş: Psikanalitik Merak ve Bir Psikoloğun Davranış Atlası
İnsanın iç dünyasını çözümlemek için eğilen bir psikolog, her davranışın altında bir “unutulmuş imge”, bir “yeniden oynanmayı bekleyen sahne” görür. Bir inşa edilen yapı düşündüğümüzde —örneğin bir hastane binası— sıradan bir taş dizisi değildir; o duvarların içinde, planlarda, mimari tercihlerde insan arzuları, korkuları, sosyal ihtiyaçlar ve bilişsel tercihler yatar. “Ankara Hastanesi kim yaptı?” sorusunu sormak, yalnızca bir mimar ya da kurum değil, toplumsal bellek, güç ilişkileri ve bireysel psikanaliz açısından da bakmak demektir.
—
Ankara Hastanesi: Mimarın Kimliği ve İnşanın Psikolojisi
Resmî tarihçelere göre, Ankara Hastanesi (Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi – “Ankara Hastahanesi ve Hemşire Okulu” adıyla) mimarı Jean Walter’dır. [1] İnşaat sürecinde 1948’de Emlak Kredi Bankası yapım sorumluluğunu üstlenmiş, inşaatta finansal zorluklar yaşanınca 1952 yılında müteahhit Vehbi Koç ile bir sözleşme imzalanmış; planlanan tamamlanma 1954 olarak düşünülmüş, ancak ancak 1957’de binanın açılışı gerçekleşmiştir. [1]
Bu teknik bilgiler yanında, psikolojik bir mercekle bakarsak:
– Jean Walter’ın mimari vizyonu, zamanın modernist ruhunu ve devletin sağlık ideallerini yansıtan bir arzu yapısıdır.
– Vehbi Koç’un devreye girmesi, bireysel irade ile kurumsal zorunlulukların buluştuğu anda “geçiş karakteri” gibi görünür; mimari projeyi sürdürebilmek için finansal ve lojistik desteğin devreye girmesidir.
– Gecikmeler, finansal zorluklar, kurum içi kararsızlıklar — bunlar mimari “travmalar” gibidir; yapı tamamlanırken yüklediği belirsizlikler, bina ruhuna ve işleyen kurum psikolojisine yansır.
Bu açıdan, “kim yaptı?” sorusu salt mimar + müteahhit cevabını içermez; arada kalan gerilimler, beklentiler, toplumsal baskılar, yönetici iradeleri ve kurumsal stres faktörleri de yanıtın bileşenleridir.
—
Bilişsel Psikoloji Boyutu: Plan, Algı ve Mimari Bellek
Bilişsel psikoloji açısından mimari bir yapı, zihnimizde bir “model” olarak şekillenir. Ziyaretçiler, koridorları, odaları zihinsel haritalarla kavrar; yönelim, ışık, geçiş bölgeleri beklentilerimizle çakışır ya da çatışır. Ankara Hastanesi’nin planlarında:
– Zamanla değişen işlevsellik gereksinimleri bilişsel yükler getirir: poliklinikler, servisler, acil geçiş güzergâhları…
– Mimari estetik ile ulaşılabilirlik arasında yapılan tercihler, ziyaretçilerin hafızasında “rahat / rahatsız” kodlamaları oluşturabilir.
– Tarihsel katmanlar: yapının yıllar içindeki tadilatları, ek binaları, teknolojik uyumları, algıda “deşifre edilecek katmanlar” bırakır.
Okuyucu, bir hastane kapısından içeri girdiğinde zihninde beliren soru nedir? “Hangi koridordan gideceğim?”, “Ameliyathane bloğu nerede?”; işte mimarın çizgisinden başlayıp bizim kavram dünyamıza uzanan bu bilişsel köprüler, yapı ve zihnin çakıştığı alandır.
—
Duygusal Psikoloji: Mimariyle Kurulan İlişki ve Mimarin Duygu Projeksiyonu
Mimari, duygusal öznelliklerle beslenir. Bir ziyaretçi, ilk adımı attığında koridorun genişliği, ışığın süzülüşü, tavan yüksekliği, renk paleti gibi unsurlarla “güven”, “endişe”, “yalnızlık” gibi duygular üretir. Ankara Hastanesi özelinde:
– Hemşire okulu, yatakhane ve sinema salonu gibi mekanlarla donatılması, insan merkezli bir anlayışın duygusal dizgesini ortaya koyar. [1]
– İnşaatın gecikmesi, beklenti kırıklıklarını bina ruhuna bulaştırır; açılış gecikmiş bir arzu karşılığıdır.
– Kurumun yıllar içinde yaptığı tadilatlar ya da mekan değiştirmeleri, tarihsel süreklilik hissini ya kuvvetlendirir ya zedeler.
Duygusal psikoloji, mimarinin duygusallığını — mimarın hisleri, kullanıcıların beklentileri, kurumun vizyonu — binanın duvarlarına işler. Bu yazıda mimarı Jean Walter’ın çizgisi, Vehbi Koç’un pragmatik müdahaleleri bu açıdan duygularla beslenen anlatılar gibi okunabilir.
—
Sosyal Psikoloji Boyutu: Güç, İmaj ve Kurumlararası Dinamikler
Sosyal psikoloji merceği bakımından, Ankara Hastanesi’nin inşası bir toplumsal projedir:
– Devletin sağlık hizmeti vaadi ile halkın beklentisi arasında bir sosyal sözleşme kurulur. Hastanenin mimarisi, kamuoyuna “modern ve güvenilir sağlık” imajı vadeder.
– İnşaat süreci, aktörler arasında güç dengeleri yaratır: proje onayı, finansman sağlama, devlet ve özel kesim arasındaki pazarlık…
– Kurum kimliği, yapı ile temsil edilir; mimarinin görünürlüğü, hastanenin prestijine yansır. Bu, sosyal psikolojide “sahne performansı” gibidir: yapı bir sahnedir, toplum gözlemcisidir.
Kısacası, Ankara Hastanesi’ni kim yaptı sorusu sadece mimar + müteahhit değil, mimarinin ardındaki toplumsal psikolojiyle, güç, beklenti ve kimlik tahayyülleriyle iç içedir.
—
Özet: Kim Yaptı, Ne Anlatıyor, Ne Hissettiriyor?
– Kim yaptı? Mimari proje: Jean Walter; tamamlayıcı yük: Vehbi Koç ile devlet destekli yapı süreçleri. [1]
– Ne anlatıyor? Modernleşme arzusu, devlet sorumluluğu, toplumsal beklentiler, mimari simge idealizmi.
– Ne hissettiriyor? Kullanıcıya yön veren mekânlar, hafızada iz bırakan koridorlar, estetik-düzen-duygu karışımları.
—
Sorgulama Çağrısı: Okuyucunun İçsel Yansımaları
– Siz bir hastane binasına girdiğinizde ilk algınız nedir — ışık, yön, tavan yüksekliği, bekleme alanları mı?
– Mimari tercihler sizi nasıl duygulandırır — sakinlik mi, tedirginlik mi, donukluk mu?
– Sizce mimar + müteahhit sorusunun ötesinde, yapıyı “kim yaptı” sorusunun ruhunda hangi sosyal güçler yatıyor?
Yorumlarda kendi mimari izlenimlerinizi, hastane mekanları deneyimlerinizi ve bu sorulara ilişkin içsel yankılarınızı paylaşın; birlikte “kim yaptı” sorusunun psikolojik çokkatmanlarını çoğaltalım.
—
Sources:
[1]: https://ankaraeah.saglik.gov.tr/TR-19992/tarihcemiz.html?utm_source=chatgpt.com “Tarihçemiz – Ministry of Health”