İçeriğe geç

Orta Çağ’a neden karanlık çağ denir ?

Orta Çağ’a Neden Karanlık Çağ Denir?

Orta Çağ, genellikle batı tarihinin bir kara deliği olarak kabul edilir. Hani, bir dönem vardı ya, okulda “Karanlık Çağ” olarak tanıtılırdı… O dönemin üstünden yıllar geçti, ama hâlâ o karanlık, kasvetli imajı kafamızdan atamıyoruz. Peki, gerçekten de Orta Çağ karanlık bir dönem miydi? Bizlere öğretildiği gibi, sadece ‘çürüyen’ bir çağ mıydı? Yoksa aslında bugünün gözünden bakıldığında, dönemin gelişmeleri ve değişimleri çok daha kompleksti? Gelin, bu soruları birlikte sorgulayalım.

Orta Çağ’a Karanlık Çağ Denmesinin Güçlü Yanları

İlk bakışta “Karanlık Çağ” denildiğinde, hemen zihninizde beliren imajlar neler? Kastettiğim “karanlık” elbette, harfiyen zifiri karanlık değil; ama entelektüel gelişmenin durakladığı, toplumun geri planda kaldığı, bilim ve sanatın baskı altında olduğu bir dönemi ima ediyor. Orta Çağ’da özellikle Batı Avrupa’daki entelektüel gelişmeler, Antik Yunan ve Roma’nın gerisinde kaldı. İslam dünyasında ve Uzak Doğu’da bilim ve kültür ilerlerken, Batı’da bir tür ‘bilgi karanlığı’ yaşandı. Bu anlamda, dönemin “karanlık” olarak tanımlanması, aslında bilimsel gelişmelerin durması, kültürel gerilik ve düşünsel duraklama açısından doğru sayılabilir.

Mesela, Batı’da bilimsel düşünce, özellikle kilisenin etkisiyle büyük ölçüde engellendi. İslam dünyasında ise bu dönemde büyük bilim insanları yetişti, mantık, matematik, astronomi ve tıp gibi alanlarda önemli ilerlemeler kaydedildi. Ama Batı’da, kelimenin tam anlamıyla kilise, bilimsel keşiflerin önünde bir engel gibi duruyordu. Bu durumu eleştiren pek çok tarihçi var; özellikle, bilimle uğraşan insanların, kilise tarafından tehdit edilmesi, sorgulanması veya yakılması gerçekten de ‘karanlık’ bir yönü işaret ediyor.

Orta Çağ’a Karanlık Çağ Denmesinin Zayıf Yanları

Evet, şimdi biraz da konuyu başka bir açıdan ele alalım. Orta Çağ’ın “karanlık” olarak adlandırılması, yalnızca Batı Avrupa’daki gelişmeleri yansıtmakla kalıyor. Bu dönemde, Batı Avrupa’da bir duraklama olsa da, dünyanın farklı köylerinde, belki de daha çok “aydınlık” fikirler şekilleniyordu. İslam dünyasında, örneğin, bilim ve felsefe büyük bir yükselme dönemindeydi. Alhazen’in optik çalışmaları, Avicenna’nın tıp alanındaki gelişmeleri, sadece Batı’da değil, tüm insanlık tarihinde çok önemli izler bıraktı. Aynı şekilde, Çin’de de mürekkep ve kağıt gibi teknolojik yenilikler hayatı daha verimli hale getirmişti.

Hatta Orta Çağ boyunca yapılan bazı önemli keşifler, “karanlık” diye etiketlenmiş bu dönemin aslında ne kadar ilginç olduğunu gözler önüne seriyor. Hristiyanlık ve İslam arasındaki kültürel etkileşim, bilimsel mirasın aktarılmasını sağladı. Elbette, Orta Çağ’da savaşlar ve yönetimsel kaoslar vardı, ama aynı zamanda bu kaos, bazı büyük yeniliklere ve düşünsel ilerlemelere yol açtı. Yani, “karanlık” ifadesi, yalnızca Batı’daki geri kalmışlıkla sınırlı değil, belki de bu dönemin kendine has karmaşıklığının ve çeşitliliğinin göz ardı edilmesinin bir sonucu.

Orta Çağ: Gerçekten Karanlık mı, Yoksa ‘Yanlış’ Zamanlama mı?

Peki, o zaman gerçek soru şu: Orta Çağ gerçekten ‘karanlık’ bir dönem miydi, yoksa sadece yanlış bir zamanlamadan mı ibaretti? Yani, bugünün gözünden bakınca, tarihi gelişmeleri değerlendirdiğimizde, bu dönemin aydınlanmaya ve keşfe giden yolu hazırladığını söyleyebilir miyiz? Elbette, Orta Çağ’ın temel sorunu, Batı Avrupa’daki ideolojik kısıtlamalardı. Ama bu durum, dönemin tamamını karanlık olarak nitelendirmemizi gerektiriyor mu?

Orta Çağ, çok daha karmaşık bir dönemdi. Sadece kilisenin etkisiyle gerileyen bir toplumdan bahsetmek, bu dönemin tüm çabalarını küçümsemek olur. Örneğin, Gotik mimarinin yükseldiği, sanatın ve edebiyatın gelişmeye başladığı bir dönemi de göz ardı etmemek gerek. Kısacası, Orta Çağ’ın karanlık olduğu iddiası, aslında tarihçilerin büyük bir genelleme yapmasının sonucu. Kim bilir, belki de bu dönemdeki karmaşıklık ve çeşitlilik, bugünden bakınca sadece anlaşılması güç bir hal almıştır. Belki de o ‘karanlık’ dediğimiz şey, yalnızca bizim o dönemi modern perspektiften değerlendirmemizle ilgili bir sorun.

Sonuç: Karanlık mı, Yoksa Karmaşık Bir Dönem mi?

Sonuçta, Orta Çağ’a neden “karanlık çağ” denildiğini sorgulamak bence hepimizi düşünmeye itiyor. Karanlık, bir dönemin sadece gerilikle veya sıkışmışlıkla özdeşleştirilmesi, aslında tarihsel gerçeklerin tam anlamıyla yansıtılmaması demek. Bu dönemi anlamadan, “karanlık” kavramına takılı kalmak, tarihi bir kesiti yüzeysel bir şekilde incelemek olur. Gerçek şu ki, Orta Çağ, Batı’da bir takım aksaklıklarla birlikte, başka yerlerde çok farklı ve ilginç gelişmelere sahne olmuş bir dönemdi. O yüzden Orta Çağ’ı sadece karanlık bir dönem olarak etiketlemek, bence çok büyük bir haksızlık. Dönemi tüm yönleriyle ele alıp, tarihin o karmaşık zaman dilimindeki farklı boyutları göz önünde bulundurmak çok daha doğru bir yaklaşım olur.

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    beylikduzu escort beylikduzu escort avcılar escort taksim escort istanbul escort şişli escort esenyurt escort gunesli escort kapalı escort şişli escort
    Sitemap
    elexbetvdcasinobetexper giriş